Swegon Air Academy'nin iç iklimlendirmeye yenilikçi yaklaşımı ile Akcor tarafından hazırlanan el kitabına sahip olmak için bize ulaşın.
Yeni nesil Swegon çözümleri ile ilgili özel sunum istiyorsanız lütfen bize ulaşın. Projenize bakalım, avantajlarımızı anlatalım!
GİRİŞ
İç mekan çevre koşullarının sağlık ve performansı doğrudan etkilediğine dair artan miktarda kanıt bulunmaktadır. Makroekonomi hesaplamaları iç mekan iklimlendirmesinin toplum için yarattığı gelişmelerin yüksek derecede olduğunu göstermektedir. Bazı hesaplamalar, aynı bina için yanlış iklimlendirmenin daha fazla enerji harcanmasına sebep olduğunu da göstermektedir. Az miktardaki diğer hesaplama çeşitleri de iç mekan hava durumunu geliştirmek için yapılan ölçümlerin, sağlık ve üretkenlik göz önüne alındığında daha fazla uygun maliyetli olduğunu göstermektedir. Kurulum, enerji ve bakım maliyetlerinin uygun olabilmesi için daha fazla model ve araca ihtiyaç olduğu bir gerçektir. Bu model ve araçlarla beraber sağlık ve üretkenlik de bu hesaplamaların içine dahil olabilecektir. Bu makale havalandırma oranı ve hastalanma, havalandırma oranı ve performans, hava kalitesi ve performans, sıcaklık ve performans arasındaki hesaplamaları ve bağlantıları göstermektedir. Aynı zamanda bu makalede SBS semptomları ile performans arasındaki bağlantıyı da bulabileceksiniz. Bu özet Seppanen & Fisk tarafından yazılan makaleye dayanmaktadır.
HAVALANDIRMA ORANLARI VE KISA VADELİ HASTALIK İZİNLERİ
Önceki araştırmalar göstermiştir ki bir çok bulaşıcı solunum yolu hastalığı düşük havalandırma oranlarında daha fazla görülmektedir. Fisk et al. 2003 havalandırma oranları ile hastalık izinleri arasındaki ilişkiyi hem yayınlanmış verilerle hem de solunum yolları hastalıklarının havadan nasıl bulaştığını gösteren modellerle sunmuştur. Model (şekil 1) havalandırma etkilerini, filtrasyonu ve partikül tortularını göstermekte, havalandırılan binalardaki çalışan insanların solunum yolu hastalıklarından nasıl ve ne denli etkilendikleri belirtmektdir. Teorik model kalibre edilmektedir, örneğin bir çok empirik veri ile ayarlanmakta ve havalandırma hızları ile hastalık oranlarını değişik eğrilerde göstermektedir.
Hastalık ya da işe gelmeme oranının bir binada insan başına düşen havalandırma oranı ile bağdaştırılarak nasıl tahmin edildiğini gösterebilmek için şekil 2’de şekil 1’deki iki eğrinin tekrar çizildiğini görebiliyoruz. Şekil 2’de her bir insan için 83 m3 yoğunluk düşünülmüş ve bu bilgi 100 adet Birleşik Devletler ofis binasındaki araştırmaların verilerinden türetilmiştir.
Şekil 1: havalandırma oranı ile hastalık arasındaki ilişkinin tahmin edilen eğrisi (Fisk et al. 2003)
-y ekseni hastalık oranı
-x ekseni havalandırma oranı
Milton (2000) : ofislerdeki hastalık izinleri
Brundage (1988) :Kışlalardaki hastalık, tüm yıllar
Brundage (1988) : Kışlalardaki hastalık, 1983 verisi
Drinka (1996) : bakım evlerindeki hastalık
Partikül modeli
HAVALANDIRMA ORANI VE PERFORMANS
Havalandırma üretkenliği kısa vadede bulaşıcı hastalıklara yol açıp iş verimini düşürerek dolaylı yoldan etkilemektedir fakat doğrudan da etkisi fazladır. Havalandırma oranı ile performans arasındaki ilişkiyi kurabilmek için mekan çalışmaları yapılmış ve bu çalışmalardan elde edilen veriler kontrollü laboratuar ortamında toplanmıştır. Çalışmalardan elde edilen düzeltilmiş veriler (performanstaki değişim havalandırma oranının 10 L/s-kişi artımıyla ilişkilendirilmiştir) Şekil 3’te verilmektedir.
Tahmin edilen polinomal modellere göre tüm havalandırma oranlarındaki performanslar 6,5 L/s – kişi ve 10 L/s – kişi referans değerlerine bağlı olarak Şekil 4’te gösterilmektedir.
Şekil 2: kişi başına havalandırma oranı – hastalık ilişkisini gösteren diyagram
Milton : ofislerdeki hastalık oranı
Partikül modeli
Şekil 3: ortalama havalandırma hızı – havalandırmadaki 10L/s-kişi başına performans artımı
Her bir çalışmadan elde edilen sonuçlar
Karışık ağırlık
Karışık ağırlığın %95’i
Karışık ağırlığın %90’ı
Örnek ağırlık
Ağırlıksız
Şekil 4: 6,5 L/s-kişi referans değerinde göreli performans
(Sağ)10 L/s-kişi referans değerinde göreli performans
HİSSEDİLEN HAVA KALİTESİ VE PERFORMANS
Olf-decipol konsepti ile hava kalitesinde sensör değerlendirmeleri indikatörlerde kullanılmaya başlanmıştır. Bu indikatörlerin piyasaya çıkış tarihi 1988 yılıdır. Sensör değerlendirmeleri indikatörlerin insan duyu organları gibi çalışması prensibine dayanmaktadır. (koklama ve yüz sinirleri gibi) hissedilen hava kalitsi ve performans arasındaki ilişkiyi açıklayan çalışmalar ilk olarak Danimarka’da yapılmıştır. Hissedilen hava kalitesinde değişimler ve iş yerindeki performans değişimleri arasında belirgin bir oran bulunmaktadır (Şekil 5). Deneylerde kullanılan kirletici kaynaklar hasta insanların bulunduğu bir binadaki halılardan, bilgisayar görüntü terminallerinden ve tipik bina materyallerinden elde edilmiştir.
Şekil 5 : hissedilen hava kalitesine karşılık göreli performans grafiği
SICAKLIK VE PERFORMANS
Sıcaklığın rahatlığa olan etkileri geniş çapta anlaşılmasına rağmen çalışanların performanslarına olan etkileri daha az dikkat çekmektedir. 26 çalışmadan elde edilen 150 performans değerlendirmesi eş zamanlı olarak sıcaklık ve ölçülen performansı açıklamaktadır. Bu çalışmalardan her bir değerlendirmede sıcaklığın yükselmesi ile performans yüzdesi hesaplanmış, değerlendirmelerin sıcaklık gamına bölünmüş ve performans – sıcaklık ilişkisini gösteren eğri ortaya çıkmıştır. Burada türetilen değerlerde pozitif değerler yükselen sıcaklıkla beraber yükselen performansı, negatif değerler de yükselen sıcaklıkla azalan performansı göstermektedir (Şekil 6). Bu ilişkiden maksimum performans eğrisi elde edilmiştir. (Şekil 7). Örneğin, 30 °C sıcaklıkta performans 21.6 °C’deki maksimum performansın %90’ı kadardır.
Şekil 6: performanstaki değişime karşılık sıcaklık grafiği
pozitif değerler yükselen sıcaklıkla beraber yükselen performansı, negatif değerler de yükselen sıcaklıkla azalan performansı göstermektedir.
Şekil 7 : şekil 6’dan türetilen performanstaki değişime karşılık sıcaklık grafiği
Maksimum performans şekil 6’daki yatay eksendeki sıcaklıkta 1 değerine ayarlanmış
SBS – SEMPTOMLARI VE PERFORMANS
Çoğu öcü çalışmada, binanın karakteristiği ve iç mekan ortamı bina sakinlerinin yaşadığı SBS semptomları ile bina arasındaki ilişkiyi kurar. SBS semptomlarının yoğunluğu ve iş performansı arasındaki ilişkiyi bildiren 24 adet çalışma yapılmıştır (Seppänen ve Fisk 2005a). Bu çalışmalardan 8 tanesi saha çalışması, 9 tanesi ise çapraz saha çalışması idi. Bu çalışmalardan 2 tanesi performans ve SBS semptomları arasındaki ilişki verilerini almak için doğrudan yapılmış çalışmalardı. Niemelä et al. (2005)’e göre, çağrı merkezinden alınan veriler ışığında, haftalık sinirsel semptomların %7.4’ü üretkenlikteki artışın % 1.1’ine denk gelmektedir. Tham ve Willem (2004)bir çağrı merkezinde konuşma zamanı ile davranış semptomları arasında doğrusal bir ilişki olduğunu bildirmiştir. Semptomların yoğunluğundaki her 10 sayılık değişimde konuşma süresi % 5 oranında iyileşmiştir (kısalmıştır). Semptomların yoğunluğu analog optik ölçekle 0 ile 100 arasında ölçülmüştür.
SONUÇLAR
Maliyet açısından yararlı ve iyileştirilmiş IEQ, sağlık ve üretkenlik sağlayan analizler için istatistiksel olarak belirgin bilgiler, IEQ, sağlık ve üretkenliği göstermek için tek başlarına yeterli değildir. Bu etkinin boyutu nicelik olarak belirlenmelidir. Bu makaledeki özetler şu andaki verilerle yukarıda verilen ilişkileri nicelik olarak kurmanın mümkün olduğunu göstermektedir. Bu nicel ilişkilerin yüksek seviyede belirsizliği bulunmaktadır, ne var ki, bu ilişkilerin kullanılması bina tasarımlarında göz ardı edilen sağlık ve performansın üretkenlikle ilişkisinin bir daha gözden geçirilmesini sağlamaktadır.